Bölüm 1: Gri ve Sessizlik
Ediz camın önünde durmuş dışarıyı izliyordu yine. Elinde o hiç bitmeyen kahve kupası vardı ama içmiyordu sadece tutuyordu sıcaklığını hissetmek için. Dışarısı o kadar gri ve o kadar sessizdi ki insan bazen kulağının sağır olduğunu sanıyordu. Aslı arkadan geldi çıplak ayaklarının sesi metal zeminde neredeyse duyulmuyordu bile. Gelip Ediz'in beline sarıldı başını sırtına yasladı.
"Hala oraya mı bakıyorsun" dedi Aslı. Sesi yorgundu ama huzurlu bir yorgunluktu bu.
Ediz dönüp ona baktı. Aslı'nın saçları dağınıktı ve üzerinde Ediz'in tişörtü vardı. Burası, bu kapsül dünyanın en pahalı otel odasıydı ama şu an sanki evlerinin salonundaydılar. Sadece pencereden görünen manzara biraz farklıydı işte. Kocaman masmavi bir Dünya asılı duruyordu tepelerinde.
"Yarın dönüyoruz" dedi Ediz. Sesi biraz boğuk çıktı. "Bu manzaranın tadını çıkarıyorum son kez."
Aslı güldü. "Dönmek istediğine emin misin ben sonsuza kadar burada kalabilirim seninle. Kimse yok telefon yok mail yok sadece biz varız."
Ediz, Aslı'nın yüzünü avuçlarının arasına aldı. "Sadece biz" dedi. Bu laf o an çok güzel geldi ikisine de. Sonra yatağa gittiler. Yerçekimi az olduğu için hareketleri daha yavaştı daha hafifti sanki rüyada gibiydiler. O gece birbirlerine sarılıp uyurken her şey yolundaydı.
Bölüm 2: Gelmeyen Gemi
Sorun sabah başladı. Daha doğrusu sabah sandıkları saatte. Aslında uzayda sabah falan yoktu sadece ışıklar açılıyordu. Ediz erkenden kalkıp kontrol paneline gitti. Mekik öğlen 12'de kenetlenmeliydi. Eşyalarını toplamışlardı bile. Aslı heyecanlıydı, Dünya'daki köpeğini özlemişti.
Saat 12 oldu. Gelen giden yoktu. Saat 13 oldu. Panelde hareket yoktu. Saat 14 oldu. Ediz telsizden Houston'a, şirkete, herhangi bir yere ulaşmaya çalıştı ama sadece cızırtı vardı. O korkunç beyaz gürültü.
Aslı valizinin üzerinde oturuyordu. "Gecikme olabilir değil mi Ediz teknik bir şeydir" dedi. Sesi titriyordu. Ediz ona dönüp yalan söylemek istedi ama yapamadı. Ekrandaki kırmızı yazıyı gördü o sırada.
Bağlantı hatası. Rota hesaplanamıyor. Ve hemen altında o lanet sayaç belirdi. Mevcut yaşam desteği rezervi: 79 Gün.
Ediz o an anladı. Kimse gelmiyordu.

Bölüm 3: Kutu
İlk haftalar beklemekle geçti. Biri bizi fark eder, bir hata olmuştur, kesin yoldalar diye kendilerini kandırdılar. Ama o gri çöl değişmedi. Gökyüzündeki Dünya hala oradaydı, o kadar güzel ve o kadar uzaktı ki bakmak işkence gibi gelmeye başladı.
Sonra kavgalar başladı. Küçücük bir diş macunu kapağı yüzünden, yemeğin tadı yüzünden, Ediz'in sürekli panelle uğraşması yüzünden. Aslı korkuyordu ve korkusu öfkeye dönüşüyordu. "Neden bir şey yapmıyorsun" diye bağırıyordu bazen. "Sen mühendissin bir yolunu bulsana bizi buradan çıkarsana!"
Ediz susuyordu. Yapacak bir şey olmadığını bilmenin ağırlığıyla sadece susuyordu. O susunca Aslı daha çok deliriyordu. Kapsül daralmaya başladı. Duvarlar üzerlerine geliyordu sanki. 30. gün, 40. gün, 50. gün...
Birbirlerinden nefret ettikleri anlar oldu. Birbirlerinden tiksindikleri, yüzünü bile görmek istemedikleri anlar. Ama gidecek yerleri yoktu. Diğer odaya gitmek bile çözüm değildi çünkü hepsi bu kadardı. Toplam 60 metrekarelik bir hapishane.
Sonra bir gece, aslında gece değildi ama ışıkları kapatmışlardı, Aslı ağlamaya başladı. Sessizce değil hıçkıra hıçkıra. Ediz dayanamadı yanına gitti. Sarıldılar. O an kavgalar bitti. Çünkü öleceklerini anladılar. Ve ölürken küs kalmanın bir anlamı yoktu.

Bölüm 4: Seni Seviyorum
79.gün geldiğinde her şey çok sakindi. Yiyecek bitmişti. Su son damlasındaydı. Ama en önemlisi oksijen seviyesi yüzde 4'e düşmüştü. Başları dönüyordu, parmak uçları uyuşuyordu. Sanki sarhoş gibiydiler.
Kapsülün en büyük camının önüne oturdular yere. Battaniyeyi üzerlerine çektiler. Dışarıda Güneş Dünya'nın arkasından doğuyordu ve inanılmaz bir ışık şöleni vardı.
"Korkuyor musun" diye sordu Aslı. Sesi çok cılızdı, fısıltı gibi. Ediz başını iki yana salladı. "Hayır. Sen yanımdaken hayır." "Keşke" dedi Aslı nefesi kesilerek. "Keşke daha çok zamanımız olsaydı. Yapacak çok şeyimiz vardı." "Yaptık" dedi Ediz. "Bak en zorunu yaptık. 79 gün boyunca birbirimizi öldürmeden buradaydık. Sadece biz."
Oksijen azaldıkça uyku bastırıyordu. Tatlı bir uyku. Acı yoktu sadece yavaşça kararan bir ekran gibiydi her şey. Ediz elini uzattı. Aslı'nın elini buldu battaniyenin altında. Parmakları birbirine kenetlendi. Sıkıca tuttular birbirlerini sanki bırakırlarsa uzay boşluğuna düşeceklermiş gibi.
"Seni seviyorum Aslı" dedi Ediz. Gözleri kapanıyordu. "Seni seviyorum Ediz" dedi Aslı.
Ve sonra sadece sessizlik kaldı. O sonsuz gri sessizlik. Dışarıda Dünya dönmeye devam ediyordu. İçeride, camın önünde, sonsuza kadar uyuyan iki insan vardı. El ele...

Bu hikaye 21 Aralık 2025'te yazılmıştır. Aslı ile olan özel bağımız adına...
-Ediz
Bu arada mini bir oyun var senin için boklucum. Calender kel nasıl yapılırmış gör. Aşağıdaki butona tıklayarak oynayabilrsin.